LİVORNO'DA FUTBOL AŞKI BİR BAŞKA Futbolun yer küreyi saran etkisi ve taraftarların mutlak kazanmaya odaklanması alıştığımız bir tablo kuşkusuz. Başarı dışında herhangi bir sonucu kabullenemeyen taraftarın, “yenilsen de yensen de taraftarın seninle” tezahüratını ne kadar inanarak haykırdığını açıklamak ise oldukça zor bir zanaat. Lakin endüstriyel futbol öğretisinin aksine, paranın değil kültürel ve ideolojik aidiyetlerin ön planda tutulmaya çalışıldığı tribünler de mevcut.
Endüstriyel futbolun karşısındaki kararlı tutumuyla tanıdığımız Livorno, düşük bir bütçe ve sınırlı kadrosuyla SERİ A'da başarılı bir şekilde mücadelesini sürdürüyor. '11 Freunde' dergisi bir sayısında 'Otonomlar Tugayı' taraftar grubu, Livorno'yu, 'Liverpool'la beraber, proleter gururu taşıyan iki liman şehrinden biri' olarak tanımlıyor.
FARKLI RENKLERİN DOSTÇA 'İSYANI' Tarihsel bilgilerin, yazılı metinlerin azlığı nedeniyle, oldukça kısıtlı olduğu bir konuda, doğruluğundan yüzde yüz emin olunmasa da sürekli anlatılan hikayelerden yola çıkarak, Livorno'nun tarihçesini bir de bu satırlarda hatırlayalım:
Ünlü Osmanlı denizcisi Turgut Reis'in XVI. yüzyılın ikinci çeyreğinde İtalya sahillerine yaptığı seferlerinin oldukça kanlı geçtiği, taş üstünde taş koymadığı anlatılır. Dönemin en güçlü donanmalarından bir tanesine sahip olduğu belirtilen Pisa'nın (şu meşhur Pisa Kulesi'nin bulunduğu yer) yakınlarındaki yerleşim yerleri ve adalar bu saldırılardan en çok nasibini alan bölgelermiş. Bu saldırıların liman kasabası Livorno'ya farklı bir algılayış getirdiği ve kasabada özgürlükçü bir havanın hakim kılındığı birçok makalede dile getirilmektedir.
Bu saldırıların akabinde Roma İmparatoru I.Ferdinand'ın yayınladığı Livorno Anayasası ile Livorno “açık şehir” ilan edilmiş. Anayasaya göre, İspanyollar, Portekizliler, Yunanlar, Almanlar, İtalyanlar, Türkler, Ermeniler, Persler ve diğerlerinin bu şehirde özgürce yaşamalarına izin veriliyormuş. Bu yasayla birlikte İtalya'nın tek çok kültürlü kenti özelliğini taşıyan Livorno, Türk, İspanyol, Portekiz, Flaman ve Musevi mahallelerine sahip olmuş. Tabi “açık şehir”in eleştirel bir halk görüntüsü çizmesinde bölgeye gelen ve özgürce çalışmalar yapma olanağı bulan sanatçı ve aydınların da katkısı olduğu söylenir.
“LİVORNO HERHANGİ BİR TAKIM DEĞİLDİR” İlginç bir tarihçe, çok kültürlü bir yaşam ve liman kenti sıfatının bulunduğu bir yerleşim bölgesi taraftarlarının, buna bir de İtalyan Komünist Partisi'nin kurulduğu kenti de ekleyebiliriz; Che, Küba, Filistin ve Komünist Parti bayraklarını sallaması, maçlardan önce 'Enternasyonal'i söylemesi çok da garip gelmiyor aslında. Livorno'nun bu sezon ligde, özellikle sahasında oynadığı maçlarda elde ettiği başarılı sonuçlar, taraftarlarının bitmeyen coşkusunu yakından takip etme şansı da vermiyor değil.
Son olarak takımın kaptanı Lucarelli'ye değinmek gerekir. Kaptan, Livornolu taraftarların gözünde farklı bir yere sahip. Başka bir ifadeyle, “şehrin isyancı ruhunu Livorno taşıyorsa, bayrağı en önde tutan isim de Cristiano Lucarelli'dir,” demek yanlış olmayacaktır.
Livorno tribünlerinden gelen ve babası da bir liman işçisi olan Lucarelli, Fowler ve Mc Manaman isimlerinin Liverpool'da gördüğü ilginin benzerini Livorno'da yaşıyor. Ayrıca, Otonom Tugaylar taraftar grubunun kuruluş yılı olan 1999'a selamla, 99 sırt numarasını taşıması da başka bir ayrıntı.
Öyküsü, 'Milyonunuz Sizde Kalsın' adıyla kitaplaştırılan oyuncunun en bilinen anıları, sol yumruğuyla 'komünist selâmı' verdiği için ceza alması ve 1996'da milli takımda (under 21) attığı ilk golde formasını çıkartıp Che Guevaralı tişörtünü göstermesi olarak gösterilebilir.
Özel ve bu yazıyı özetleyebilecek cümle ise Lucarelli'nin kitabının son cümlesinde yer alıyor: “Livorno herhangi bir takım değildir, İtalya futbolunu kurtaracak güçlerden biridir.”
FORZA LİVORNO MANİFESTOSU
1. Forzalivorno, endüstriyel futbola karşı gelişen bir taraftar hareketidir. Paranın egemenliğinin, sporun ruhunu zedelemesine karşı çıkar. Taraftarları müşteri olarak gören yaklaşımların karşısındadır. Her alanda sporun endüstirileşmesine karşı muhalefet ederek amatör ruhu ve yerelliği savunur!
2. Forzalivorno sporda ve yaşamın her alanında ırkçılığa ve her türlü din, dil, ırk, cinsiyet ayrımına karşıdır. Toplumdaki yaygın milliyetçi reflekse karşı ödünsüz bir kardeşlik çizgisini savunur. “Öteki”leştirilerek dışlanan gruplara yönelik, mikro düzeyde de olsa her türlü ayrımcılığa karşı durmayı, yaşamsal bir önemde görür.
3. Forzalivorno, dili söylemi ve duruşuyla sporda şiddeti körükleyen egemen anlayışı reddeder. Taraftarın her şeyden önce “güzel futbola” taraftar olduğunu bilerek, futbol endüstrisinin suni bir şekilde körüklemeye çalıştığı gerilimlere karşı, renklerin kardeşliğini savunur. Futbolu çirkinleştirmeyen rakibini alkışlama erdemi gösterenlerin forumu olma iddiasındadır.
4. Forzalivorno, takım tutmayı mutluluk sayar; fakat tutulan takımın kutsanmasını reddeder! Taraftarizmin körleştirdiği mevcut taraftar profiline karşıdır. Taraftar gruplarının kendi forumlarına, kendi çevrelerine hapsolmuş tek yanlı bakış açısına karşın, farklı takım taraftarlarının birbirlerini anlayıp ortak hareket edebilecekleri zeminleri yaratma misyonunu üstlenmiştir. Tüm üyelerinden de bu çabayı destekleyecek bir performans beklemektedir.
5. Forzalivorno, savunduğu amatör ruhla değer üretimini esas sayar. Bir arada olmanın getirdiği güçle üretkenliği çoğaltmayı ve adilce paylaşmayı savunur!
6. Forzalivorno, futbolda ve sporun tüm alanlarında bahis ve şikenin karşısındadır.
7. Forzalivorno spor yapma hakkını savunur. Bu amaçla spor salonlarının, pistlerin ve sahaların halkın kullanımına açılmasını talep eder.
8. Forzalivorno, sporcuların haklarını bilmek ve savunabilmek için sporcu sendikalarının kurulması düşüncesine destek verir.
FORZA LİVARNO RENKLERİN KARDEŞLİĞİ
Forza Livorno, endüstriyel futbol’a (spor’a) karşı bilinç oluşturma kaygısı taşır. Bu yüzden bu yöndeki tartışmaların başlatıcısı ve takipçisidir. Amaç, kapitalizmin pazarlama kaygısıyla spor müsabakalarına olan müdahalesine mukavemet gösterebilecek insanları (sporseverleri) bir araya getirerek ortak hareket etmelerini sağlamaktır. İtalya’nın liman kenti Livorno’nun takımı olan A.S. Livorno sahip olduğu taraftar kitlesi ve endüstriyel futbol karşıtı söylemiyle bu projeye ilham kaynağı olmuştur. Kişisel çabalar sonucu kurulan “forum sitesi” aracılığıyla biraraya gelen bu topluluk, zamanla sanal alemdeki birlikteliğini tribünlere ve sporun var olduğu tüm yaşam alanlarına taşıma hedefindedir. Bu amaçla panel, seminer, eğitim çalışmaları düzenleyerek ve yayın çıkartarak fikirlerini en geniş kesimlere anlatmak niyetindedir.
Bu proje tamamen gönüllülük üzerinden yürüyen bir katılıma sahiptir. Söylemi ve bileşenleri nedeniyle siyasi kimliği yadsınamaz. “Endüstriyel Futbola Hayır” söylemi başlı başına kapitalizm karşıtı bir söylemdir ve bu söylemin savunucuları tabiatıyla anti-kapitalist kişilerdir aynı zamanda. Sporseverlerle en geniş paydalarda buluşmak adına, hayata dair diğer söylemlerinde dışlayıcı olmaktan ziyade kapsayıcı olmayı hedefler. Forzalivorno, ırkçılığa karşıdır; kapitalizmin girdiği her yeri kirlettiğini bilerek, mafyanın ve büyük patronların spor faaliyetleri üzerindeki kirli etkisine karşıdır; doğaya ve insanlığa zarar verecek her türlü kapitalist işbirliğinin, savaşların, nükleer santrallerin ve zorbalığın karşısındadır. Her alanda olduğu gibi sporda da renklerin kardeşligi temel ilkemizdir. Bunlar, bizi biz yapan temel paydalarımızdır.
Spor barış ve kardeşliktir. Bu bakımdan Forzalivorno bilinci, kişinin tuttuğu takımı kutsaması anlamına gelen “taraftarizmi” reddeder. Taraftarizme düşmeden takım tutmanın keyfini yaşatır insana. Kısacası Forzalivorno “taraftarizm” ile “taraftarlık” arasındaki ayrımı önemser. Takımlar birer put değildir Forzalivorno için. Tam da bu anlamda Forzalivorno bir tür putkırıcıdır. Forzalivorno, taraftarlığı “zevk” için para ödeyen bir tür müşterilik olarak tanımlamaz. Taraftar, bir kulübün finans kaynağı değildir, olamaz! Taraftar, bir takımı takım yapan ve bunu karşılıksızlık ilkesine göre, gönüllülük temelinde yapan olmazsa olmaz öğedir; bir takımın varoluş sebebidir.
Forum, yalnızca sporla sınırlı değildir. Forzalivorno, gündemi takip eden; forum içerisinde tartışan; yaşamın her alanında söz sahibi olmayı hedefleyen bireylerden oluşmaktadır. “Forzalivorno” düşüncesini ve söylemini şekillendiren bir paylaşım alanı olması arzulanan forum, tüm fikirlerin belli kurallar göz ardı edilmeden tartışılabildiği bir yer olarak düzenlenmiştir. Görece suistimale daha açık olan forum bölümü, Forzalivorno anlayışını özümsemiş kişilerin gönüllü çabalarıyla tahriklerden ve istenmeyen içeriklerden korunmaktadır. Bu gönüllü kişiler arasında hiçbir hiyerarşik yapılanma yoktur. Forum alanının sağlıklı bir gidişata sahip olmasını sağlamak için gönüllü görev alan üyelerimizin aldıkları kararlarla ilgili tartışmalar, forum emektarı katılımcılar arasında değerlendirmeye tabidir. Bunun dışında, bu kişilerin kimseye bir açıklama yapma zorunlulukları yoktur. Tartışmaların devam etmesi halinde forum sözcüsü, ortak değerlendirmemizi herkesin ulaşabileceği bir şekilde duyurmakla mükelleftir. Forumun tartışma başlıkları altında beyan edilen fikirlerin ve savunulan görüşlerin hiçbiri Forzalivorno’ya mal edilemez. Bizim için “düşünce özgürlüğü” temel ilkedir. Propoganda niteliği taşımayan, küfür, hakaret içermeyen ve küçültücü olmayan, saldırgan üsluptan uzak tüm fikirler beyan edilebilir. Atışma halini alıp sonuçsuz bir tartışmaya dönüşen başlıkların, tecrübeler doğrultusunda tartışmaya kapatılması yine bir iç mesele olarak tüm forum üyelerinin de istekleri gözetilerek yapılabilir.
Bir Forzalivorno projesi olan “Sol Açık Fanzin”, forum yazarları ve misafir yazarların katılımıyla oluşturulmuş her türlü katılıma açık bir yayındır. İnternet kullanımının sınırlı olduğunu göz önünde bulundurarak, üretimimizi bilgisayardan bağımsız kılma girişimidir. Mum ışığında yazılıp okunabilen bir araçtır. Birçok açıdan bu alandaki eksikliği kapatmakta olan fanzin, içimizde yatan madeni işleyerek açığa çıkarmak açısından, üretkenliğimizi en güzel ifade edebildiğimiz aracımız olarak ortaya çıkmıştır.
Yukarıdaki anlayış çerçevesinde bizimle birlikte olan her üye, topluluğun bir parçası olarak bugüne kadar bize güç kattı. Farklılıklarımızı zenginlik olarak görmeye ve diyalog ortamını geliştirerek, çok bileşenli bir yapı olmanın zorluklarına göğüs germeye devam edeceğiz. Zamana, yalnızca tanıklık etmenin yetmediğini düşünüp, müdahil olmak arzusuyla çıktığımız yolda birlikte yürüdüğümüz herkese selam olsun.