ULUSAL EGEMENLİK

Egemenlik,bir devletin dışa karşı bağımsızlığını ve devletin kendi içinde rakip bir güce yer vermeyen devlet kudretini ifade eder.Bu kudret hem fiili hemde hukuksak bir kudrettir.Bu nedenle,ırk, cins,dil,din ve mezhep ayrımı gözetmeksizin Türk Ulusunu oluşturan bütün yurttaşlarımıza,Atatürk tarafından emanet edilen ulusal egemenliği,hiçbir kişi,aile,zümre veya herhangi bir sosyal sınıf,tek başına kullanamaz Bu bakımdan ulusal egemenlik;ulusal birliğimizin sağlanmasmda,demokrasinin sürekliliğinde, kişilerin siyasal hak ve özgiirgürlüklerinin korunmasında vazgeçilmez bir unsur olmuştur. Her ulusun elde ettiği egemenlik,o ulusun siyasi,ekonomik,mali ve kültürel egemenliğinin, özgürlüğünün ve bağımsızlığının en önemli bir öğesini oluşturur.Böylesine derin ve geniş anlamlı bir değer,ulusun öyle bir kesimine emanet ve armağan edilmelidir ki,egernenlik ve egemenliğe dayanan bütün değer yargıları,sonsuza dek korunarak yaşatılsın,yüceltilerek geliştirilsin ve bu düşünceler sürekli kılınsın. Konuyu bu noktadan değerlendiren Atatürk,bir toplumun en değerli varlığı olan ulusal egemenliğini,o ulusun yani Türk ulusunun çocuklarına armağan ve emanet etmiştir.Çünkü gençler bir ulusungeleceğidir. Küreselleşmenin egemen olduğu çağımızda insanlık,ulusallığın,ulusal toplumların ve ulus devletlerin bittiği bir süreç yaşıyor.Bu süreçte ulusal kültürlerin,ulusal ekonomilerin ve ulusal sınırlarm çözüldüğü,sosyal hayatın büyük bölümünün küresel güçler tarafindan belirlendiği bir gerçektir.Kısaca,küreselleşme ulusal egemenlikleri ve bağımsızlıkları zaafa uğratan ve onu yok etmeye çalışan bir süreçtir. Günümüzün bu gerçekleri karşısında Türk genci,ulusal egemenliğine gölge düşürecek olan ve Türkiye gerçeğine uymayan hiçbir düşünceye kendini kaptırmayacak,ulusal egemenliğin ayrılmaz birer tamamlayıcısı olan Atatürk devrim ve ilkelerinden asla ödün vermeyecektir.
|